İki yıl kadar önce Zuhal Üçok tarafından tasarlanmış ve sadece onun tarafından tek tek elde üretilen bir bez bebeğim.
Ege bölgesinde dağ köylerinde yaşayan bir yörük kızıyım.
Tabii şimdi siz, yörük ne demek diyeceksiniz.
Bizlerin soyu Oğuz Türklerinden geliyor. Bizler geçimimizi hayvancılık yaparak sağlayan göçebe türkmenleriz. Eski zamanlarda bizler aynı Orta Asya'dan Anadolu'ya gelen atalarımız gibi, katlanmış çadırlarımız, atlarımızın üzerinde, hayvanlarımızı otlatacağımız yeşillik bir bölge bulunca orada yerleşen, sonra daha uygun koşullar bulabileceğimizi ümit ettiğimiz başka yeşilliklere yürüyen topluluklarmışız.
Ama şimdi köylerimiz o kadar güzel ki, sadece yazın sıcak günlerinde, yaylalara çadırlarımızı kuruyoruz.
Ekip biçer, zeytin, üzüm ve çamfıstığı toplar, hayvanlarımızı otlatır,onların sütlerinden peynir, yağ, kaymak yaparız.
Doğanın bize verdiği her şeyi değerlendiririz. Dağlardan çeşitli şifalı otlar toplar onları ilçe pazarlarında satarız.
Çok çalışırız. Bütün bunlardan arta kalan zamanlarda doğada gördüğümüz bütün renkleri ve şekilleri nakışlarımıza, oyalarımıza dantellerimize aktarırız. Bu çok renklilik giysilerimize de yansır. Rengarenk elbiselerimiz, başörtülerimiz, şalvarlarımız vardır. Elbiselerimizin altına giydiğimiz iç eteğimiz, önümüze bağladığımız önlüğümüz bile işlemelidir.
Başörtümüzün etrafını söylemek istediğimiz ama söyleyemediğimiz sözcükleri ifade eden oyalar süsler.
Bu örtüleri başımızın üstünde düğümler, sonra tekrar alnımızın üstünden renkli bir eşarpla yandan fiyonklar, üzerine de taze çiçekler takarız.
İşte ben, bütün bu özelliklerin ana noktalarını yakalayarak ve YİNE BİZİM BÜYÜKANNELERİMİZİN SANDIKLARINDAN ÇIKAN İŞLEMELER, OYALAR, DANTELLER kullanılarak üretilmiş bir BEZ BEBEĞİM.
Kırmızı ve tombul yanaklarım, minik suskun bir ağzım, küçücük bir burnum var.
Küçük boylarımda tane karabiberden ve büyük boylarımda ise boyanmış kiraz çekirdeğinden gözlerim, yine çeşitli renklerde boyanmış koyun yapağından saçlarım var.
Yumuşacığım. Beni elinize aldığınızda, sizde göğsünüze bastırma isteği uyandırırım.
Bu arada bir çok kardeşim var. El yapımı olduğumuz için, hiç birimizin yüz ifadesi ve giysileri birbirimize benzemez. İki senedir bizi çok sevdiler.
Türkiye'nin, hatta Dünya'nın birçok bölgesinden Ayvalık-Cunda (Alibey) adasına gelen sevenlerimiz bizi alıp evlerinin en güzel köşelerine koydular.
Sunay Akın, beni ve birkaç arkadaşımı oyuncak müzesine koymak için aldı ve programında benden bahsetti.
TRT-TÜRK "Elyapımı_Handmade" programında bize bir bölüm ayrıldı. Haziran 2009'dan itibaren tekrarlanarak yayınlanıyor.
CNN-Türk'de " Gezilecek 50 yer" programında Cunda'yı anlatan bölümde de biz varız.
Bu kadar sevildiğimizi farkedince, biz de artık sizlere daha yakın olmak istedik.
Kendimizi sevdireceğimizden çok emin olarak sizlerle buluşacağımız günü büyük bir heyecanla bekliyor ve sizlere güneşli bir gün gibi, pırıl pırıl bir yaşam diliyoruz
FİDAN VE KARDEŞLERİ
Müşteri Girişi
Ece Bebek
Merhaba Ben Fidan!
Özel Müsterilerimiz
05/09/2010
Gün Ortalama:35
Bugün 10 var
Sitede 5 kişi var
IP:38.107.191.113